Elif’e
Elif’e doğum günü için
I
e'ye
dayanamayıp; o saydam bedenini, bilmediği diplere bırakan küçük damla, altı alev tende yine buharlaştı . O da sakladı, küçük bir çocuğun çamurlu ellerini annesinden gizlemesi gibi hüzün gölünün dibindeki gözlerini. hıçkırıklarını zor zapteden bir cümleyle kurtuldu ruhunun dans ederken yere yığılmasından.(ah, o ayla yan yana olunan anlarda, elini değdirememek yüzüne ve dokunamamak derinlik sarhoşluğuna).
II
l'ye
ey kumral rüzgar birine ait gibi duruyorsun avuçlarımda. nasıl olabilir bu ? saymış mı sanki saçının tanesini o, sayabilir miymiş sanki ? yüzüme deyen ıslığın o uzak fırtınanın bir parçası değil. bil. ve korkma çıkarmaya, o adaya sıkıştırdığın koca bedenini; ser gökyüzü gibi kendini dünyaya.
III
i'ye
kokusu masallara yakışır bir güvercindi sesi,üzerinde yürüdüğü her türkü hüzün taşıyan bir bulut olup ılık ılık yağardı, giysiler altındaki tenlere, rapsodiler açardı etten kalelerde. kılıç şakırtılarından yalnız bir kemanın kelebek kanadı gibi havaya işleyen sesine
IV
f'ye
kapalı gökyüzü gri bulutlarla. bir sis doluyor beyaz odalara. garip bir his sarmalanıyor yataktaki insanlara. ve kadrajda bir kız çocuğu. bir bıçak kaydırıyor hayalindeki uzun saçlara, adakları dökülüyor yüzünden yerlere, hasta tanrısının gözlerinin ucunda...
( - ben... özür dilerim...)
I
e'ye
dayanamayıp; o saydam bedenini, bilmediği diplere bırakan küçük damla, altı alev tende yine buharlaştı . O da sakladı, küçük bir çocuğun çamurlu ellerini annesinden gizlemesi gibi hüzün gölünün dibindeki gözlerini. hıçkırıklarını zor zapteden bir cümleyle kurtuldu ruhunun dans ederken yere yığılmasından.(ah, o ayla yan yana olunan anlarda, elini değdirememek yüzüne ve dokunamamak derinlik sarhoşluğuna).
II
l'ye
ey kumral rüzgar birine ait gibi duruyorsun avuçlarımda. nasıl olabilir bu ? saymış mı sanki saçının tanesini o, sayabilir miymiş sanki ? yüzüme deyen ıslığın o uzak fırtınanın bir parçası değil. bil. ve korkma çıkarmaya, o adaya sıkıştırdığın koca bedenini; ser gökyüzü gibi kendini dünyaya.
III
i'ye
kokusu masallara yakışır bir güvercindi sesi,üzerinde yürüdüğü her türkü hüzün taşıyan bir bulut olup ılık ılık yağardı, giysiler altındaki tenlere, rapsodiler açardı etten kalelerde. kılıç şakırtılarından yalnız bir kemanın kelebek kanadı gibi havaya işleyen sesine
IV
f'ye
kapalı gökyüzü gri bulutlarla. bir sis doluyor beyaz odalara. garip bir his sarmalanıyor yataktaki insanlara. ve kadrajda bir kız çocuğu. bir bıçak kaydırıyor hayalindeki uzun saçlara, adakları dökülüyor yüzünden yerlere, hasta tanrısının gözlerinin ucunda...
( - ben... özür dilerim...)
Etiketler: şiir

0 Yorum:
Yorum Gönder
Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]
<< Ana Sayfa